OKUL ONCESI CAGI COCUKLARININ BESLENMESI
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN ENERJİ VE BESİN ÖĞESİ
İHTİYACININ KARŞILANMASI
Bu çağ 1-5 yaş arasını kapsamaktadır. Daha öncede
belirtildiği gibi bir yaşına gelen bir çocuk her türlü
besine alıştırılmış olmakta ve aile ile birlikte sofraya
oturmaktadır. Bu yaştaki çocukların günlük enerji ve
besin öğeleri ihtiyacı çocuğun yaşına göre değişmekle
birlikte aşağıdaki besin grupları ile karşılanmalıdır.
Bu dönemde en önemli nokta çocuğun iyi bir yemek yeme
alışkanlığını kazanmış olmasıdır. Çocuk ilk duygusal
bağlarını kendisini besleyenle kurmaktadır. Bu bakımdan
çocukların yemek yeme alışkanlığını kazanmasında
ailedeki büyüklerin özellikle de annenin tutumunun çok
önemli bir yeri bulunmaktadır.
Bu dönemde beslenmede en önemli sorunlar çocukların
yanlış beslenme alışkanlığı kazanmalarına bağlı olarak
ortaya çıkmaktadır. Bu durum öncelikle. malnütrisyon
dediğimiz yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açmaktadır.
Anneler çocuklarının günlük besin ihtiyaçlarını
bilmediklerinden ve beslenmeyi karın doyurma olarak
düşündüklerinden çocuğu genellikle tek tip besinlerle
beslemekte veya besin değeri düşük olanları vererek
ihtiyacını karşılayamamasına neden olmaktadır. Bunun
sonucunda çocuğun büyüme ve gelişmesi, yavaşlamakta ve
durmaktadır ve hatta kazandığı ağırlığı bile
kaybedebilmektedir. Bu yaşlardaki yetersiz ve dengesiz
beslenme durumunda fiziksel gelişimin yanı sıra zeka
gelişimi ve öğrenme yeteneklerinin de olumsuz yönde
etkilendiği görülmektedir. Daha sonraki yaşlarda
çocukların fiziksel gelişimleri beslenme durumlarının
iyileştirilmesi ile bir dereceye kadar düzelebildiği
halde mental gelişimlerindeki bozukluğun yeterli ve
dengeli beslenen çocukların düzeyine erişemediği
görülmekte ve bu durum okul çağında kendisini
göstermektedir. Bilindiği gibi çocuklarda beyin
gelişiminin 1/3'ü anne karnında olmakta, geriye kalan
gelişim doğumdan sonra devam etmekte ve 5 yaşına kadar
tamamlanmaktadır. Beyin hücreleri yapıldıktan sonra
yenilenmediği için gelişme döneminde yeterli besin
sağlanamazsa meydana gelen bozukluk hayat boyu devam
etmektedir.
Bu yaş grubu çocuklarda görülen diğer sorunlar da yemek
yemeye bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. 0-1 yaş
devresinde çocuğa ek besinlerin zamanında verilmemesi
ondan sonraki yaşlarda süt kıvamında olmayan pütürlü
besinleri almasını güçleştirmektedir.
Ailenin kendi çocuğunu başka çocuklarla karşılaştırarak
onlara ihtiyacından fazla besin vermesi ya şişmanlık
sorununun ortaya çıkmasına veya çocuğun besinlere
isteksizlik duymasına ve yemek istememesine yol
açmaktadır.
Ailelerin çocuk beslenmesi ve besinler konusundaki
yanlış batıl inançları ve sosyal adetleri çocuğun
yetersiz ve dengesiz beslenmesinin ve bazı besinlere
alışamamasının, bir diğer nedeni olmaktadır.
0-1 yaş döneminde çocuğa sürekli aynı tattaki besinlerin
verilmesi ileride hep aynı tür besinleri yemek
istemesine ve yemek seçmesine neden olmaktadır.
Genellikle yemek saatlerinde aile fertleri arasında
yaratılan kötü ortam çocuğun bu saatleri korku ile
beklemesi, iştahının azalmasına neden olabilmektedir.
Çocuğa yemek aralarında şekerlemeler, pasta, bisküvi ve
kurabiye verilmesi çocuğun esas öğünlerdeki besinleri
almasını engellemekte ayrıca bu besinler diş
çürümelerine de neden olmaktadır.
Çocuğun iyi davranışlarda bulunduğu zamanlarda dondurma,
şeker, çikolata ve benzerleri ile ödüllendirilmesi bazı
besinlerin beslenme değerleriyle zıt değer kazanmasına
yol açmaktadır.
Bütün bu durumları göz önüne alarak çocuğa iyi bir yemek
yeme alışkanlığının verilebilmesi için ailelere şu
hususlara dikkat etmeleri önerilmektedir:
1. Çocuk rahat ve dinlenmiş olarak sofraya oturtulmalı (böylece
yemek yerken yorulmaz)
2. Çocuğun kullanacağı kaşık ve çatal çocuğun eline ve
ağzına uygun büyüklükte olmalı, oturuş yüksekliği masaya
göre ayarlanmalı
3. Yemeğini kendisinin yemesi beklenmeli, yemek yerken
yetişkinler kadar becerikli olması beklenmemeli, üstüne
ve etrafına dökmesini önlemek için koruyucu önlük ve
örtü kullanılmalı
4. Yemek zamanında neşeli ve mutlu bir atmosfer
yaratarak, bu saatlerin çocuğu mutlu yapan saatler
olması sağlanmalı
5. Yemeklerdeki porsiyon miktarları küçük olmalı ve
çocuğun ihtiyacı olduğunda yardım edilmeli
6. Çocuğun yemek seçmesini önlemek için 0-1 yaş
döneminde değişik tattaki ek besinlere alıştırmalı
7. Genelde alması gereken ek besinler üç öğünde
verilmeli, gerekirse ikindi de meyve ve meyve suyu,
yatarken de süt içirilmeli (yemek aralarında
şekerlemeler, kola, pasta, bisküvi ve kurabiye verilmesi
yanlıştır).
8. Eğer ailenin yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni
varsa çocuk için özel yemek hazırlamak gerekmemektedir.
Yalnız çocuğun dişleri tamamlanmadığı için çiğnemesi güç
yiyeceklerin yumuşak bir duruma getirilmesi gerekir.
Ayrıca yemeklere ilaveten çocuğa biraz süt, muhallebi
veya yoğurt verilmelidir.
ÇOCUKLARA SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMA
Çocukların beslenme alışkanlıkları; ailenin sosyal ve
ekonomik durumu, eğitim düzeyi, alışkanlıkları, gelenek
ve görenekleri, dinsel inançları, çevre koşulları gibi
çok çeşitli etkenlerin etkileşimi ile oluşur. Yeterli ve
dengeli beslenme düzeni, iyi alışkanlıkları olan ailede
büyüyen ve zamanında ek besinler verilmeye başlanan
çocuklara iyi beslenme alışkanlıkları kazandırmak
kolaydır. Bu çocukların beslenmesinde önemli sorun
çıkmaz. Kazandırılması gereken davranışlar ancak sağlam
bir eğitimle yerleştirilebilir.
Çocuğa iyi beslenme alışkanlığı kazandırmada; annenin ve
öteki aile bireylerinin çocuğa ve birbirlerine
davranışlarının uyumlu, ölçülü, tutarlı ve sevecenlik
içinde olması önemli rol oynar. Çocuğu eğitmek görevini
ve sorumluluğunu paylaşan bireylerin, çocuğun beslenmesi
konusunda hoşgörülü ve anlayışlı davranışlarında bir
sınırlılık olması gerekir. Ancak sınırların da sınırları
aşılmamalıdır. Katı yasaklar ve cezalandırma, sınırsız
hoşgörü, çocuğun her istediğini verme ve yapma gibi
davranışlarla iyi alışkanlıklar kazandırılamaz.
Aile bireylerinin tutum ve davranışlarının ölçüsüz ve
dengesiz olması, çocuğun ruhsal durumunun
değerlendirilememesi, eğitim düzeyinin düşük olması,
değer yargılarının gerçekçi olmaması, bireyler arasında
uyumsuzluk gibi çok çeşitli etkenler çocuğun
beslenmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını
zorlaştırır. Çocuk, aile bireylerinin beslenme konusunda
söylediklerinden çok yaptıklarından etkilenir ve onların
yaptıklarını taklit eder.
Beslenme saatleri ve aile sofrası, çocuğun beklediği
mutlu bir olay durumuna getirilmelidir. Aile sofrasında
tartışma, sürtüşme, acı ve üzüntü verici konuşmalar
yapılmamalı, çocukla da ilgilenilmelidir. Büyükler;
belirli yiyecekleri sevmediklerinden; çocuğun az
yediğinden, iştahsız olduğundan ve bazı besinleri
sevmediğinden söz etmemeli, başka çocuklarla
karşılaştırma yapmamalıdırlar. Kendi kendine yeme
becerisi gelişinceye dek çocuğa yardım edilmeli, sonra
çocuğun kendisinin yemesi sağlanmalı, çocuğa aşırı
yardım edilmemelidir. Anlayabilecek yaşta ise, çocuğun
hoşuna gidebilecek konuşmalar açmalı, ilgisi
yönlendirilerek sorularından ve fırsatlardan
yararlanılarak iyi alışkanlıklar kazanmasına yardım
edilmelidir. Yine, kendi kendine yiyebilecek çocuğa
başkasının yedirmesi de doğru değildir.
Çocuk beslenmesinde yapılan yanlışlardan biri de,
çocuğun isteklerini ön plana alarak tek lezzetteki
besinlere alıştırılması, bazılarına ise diyette yeterli
yer verilmemesidir. Örneğin çocuk, şeker, çikolata ve
benzeri tatlılara aşırı düşkünlük gösterecek şekilde
alıştırılır, bunlar ödüllendirme, avutma, sevindirme
aracı olarak kullanılır; diyette zamanında sebze ve
meyve bulundurulmaz. Bu durumları önlemek için, çocuk
küçükken yemeğinde her lezzetteki besinlere yeterince
yer verilmelidir. Yemek ve kahvaltı sırasında ya da
aralarında şekerleme, pasta, kurabiye, kolalı içecek ve
benzerlerine alıştırılmamalı, yalnız bu tür besinlere
yasak da konmamalıdır.
Çocuk, zevk aldığı bir oyun oynarken yemeğe çağrılmamalı,
gerekirse yemeğe yakın, ilgisi başka yöne
kaydırılmalıdır. Yorgun, huzursuz ve kuşkulu olduğu
anlarda yedirilmeyip biraz beklenmelidir. Bu anlarda
yemeğe zorlanırsa, beslenmeye ilgisi azalacağı gibi
sindirim güçlüğü de çekebilir. Ayrıca, yiyeceklerin çok
sıcak ve soğuk da olmaması gerekir.
Okul öncesi çocuklarına kişisel temizlik
alışkanlıklarının da kazandırılması gerekir. Yemekten
önce ve sonra ellerinin yıkanması, dişlerinin temizliği,
yıkanmadan meyve yenilmemesi gibi konularda çocuklara
iyi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Çocuğa, sağlıklı
beslenme, kişisel bakım ve temizlik kurallarına uyma,
günlük yaşantının olağan bir parçası olarak
benimsetilmeli; bu konularda aile büyükleri öğüt
vermekten çok örnek davranışlarda bulunmaya özen
göstermelidirler.
Çocuklara dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmada sık
yapılan ve yapılmaması gereken davranışlardan bazıları
şunlardır:
1. Zorlama, tehdit, korkutma: Zamanında ve yeterli
miktarda yemediği, etrafı kirlettiği, çok yediği için ya
da başka nedenlerle çocuğa maddi ve manevi baskı yapmak,
bağırmak, korkutmak, zorla yedirmeye çalışmak,
cezalandırmak gibi davranışlar çocuk üzerinde sonradan
düzeltilemeyecek zararlı izler bırakır ve bu yollarla
iyi sonuç alınmaz.
2. Çocuğun her istediğini yapmak ve yedirmek: Çocuğa
aşırı ilgi göstermek, sonsuz hoşgörü, onun isteklerine
boyun eğmek, ne istiyorsa yapmak, vermek gibi
davranışlar çocuğa iyilik değil kötülüktür. Sınırsız
hoşgörü ile, ölçülü, dengeli bir kişilik yapısı
gelişemez.
3. Eğlendirerek yedirmek: Şarkı söyleyerek, dans ederek,
televizyon seyrettirerek, peşinde dolaşarak ya da
benzeri hareketlerle ilgisini başka yönlere kaydırma
yoluyla çocuğa yemek yedirmeğe çalışmak doğru değildir.
4. Acele ettirmek ya da oyalamak: Çocuk yemek yerken çok
acele ettirmek, gereksiz yere oyalanmasına göz yummak
uygun bir tutum değildir.
5. Yarıştırma, kıskandırma: Yeterli yemediği için başka
çocuklardan cılız ve çelimsiz olduğunu, başka çocukların
iyi yediğini söylemek, kıskançlık duyurarak yedirmeye
çalışmak gibi davranışlar yanlıştır.
6. Pazarlık, yalvarma, ödüllendirme: Yemeğini ya da
belirli bir yiyeceği yediği taktirde çocuğa oyuncak,
şekerleme, çiklet almaya söz vermek, istediği bir yere
götürmeyi beslenmeyle “pazarlık” konusu yapmak ve yemesi
için yalvarmak gibi davranışlar doğru değildir. Bir an
için olumlu sonuç alınabilirse de, bu ve benzeri
yollarla çocuk eğitilemez. Yemeği, istediğini elde etmek
aracı ve pazarlık konusu yapmaya başlayan, dediğini
ailesine yaptıran bir çocuk üzerinde bir disiplin kurmak
bir yana, aile çocuğun tutsağı olmaya başlar. Bir an
için sevinç kaynağı olabilen bu “kolay elde etmeler,
kolay ödüller” yaşam boyu mutsuzlukların,
başarısızlıkların, tutarsızlık ve uyumsuzlukların
başlangıcı olur.
Çocuğun beslenmesi ve eğitim sorumluluğunu taşıyan bazı
kişiler çocuğun ne pahasına olursa olsun yemesini
isterler ve genellikle başka türlü yediremediklerinden,
yukarıda belirtilen yollara başvurduklarından yakınırlar.
Oysa, çocuk sağlıklı ise zorlamadan, üzerine aşırı
düşülmeden de yemeğini yiyebilir. Aşırı çaba gösterme
yerine, çocuğun birkaç öğün yeterince yememesini sorun
haline getirmemeli, yiyecek istemesi beklenmelidir.
Çünkü normal olan çocuk birkaç öğün az yemekle bir şey
olmaz. Normal olan çocuk acıkacağından, onun yemek
istemesinin beklenmesi daha doğru olur. İştahsız ve
büyüme geriliği olan çocuklarda bir hastalık olabileceği
düşünülmeli ve doktor kontrolünden geçirilmelidir.
İyi beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında çocuğa
yalnız kısa süreli zevk verecek davranışlarda değil,
daima çocuğun geleceği de düşünülerek sevecen, hoşgörülü
olması, disipline dayanan eğitim yolu uygulanmalıdır.
Bunun sınırları çocuğun yapısal, psikolojik ve sosyal
çevresinin özelliklerine göre belirlenmelidir.
Dyt.Turgay KÖSE




