COCUK GELISIMINDA OKUL ONCESI EGITIM KURUMLARININ YERI VE ONEMI
1. Giriş
Günümüzde okul öncesi eğitim kurumlarının önemi hemen
herkes tarafından kabul edilmektedir. Ancak, okul öncesi
eğitim kurumlarının işlevini, çalışan annelerin
çocuklarını bıraktıkları bir çeşit bakım kurumu gibi
değerlendirerek açıklamak doğru değildir. Anneler
çalışsın ya da çalışmasın, okul öncesi dönemdeki
çocukların tümü, gelecekteki eğitim yaşantılarının ilk
basamağında okul öncesi eğitim kurumlarından
geçmelidirler (1).
Okul öncesi eğitim kurumları; kişiliğin şekillendiği bu
dönemi, çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve
bilişsel gelişimleri açısından en sağlıklı şekilde
geçirmesini, onları hayata hazırlamayı ve aileyi okul
öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.
Çocuk tüm gelişimlerine ilişkin temel bilgi beceri,
tutum ve alışkanlıkları ailede kazanmaktadır. Bu açıdan
aile, çocuğun bakımı, gelişimi ve eğitiminden sorumlu
başlıca kurum olma özelliği taşımaktadır. Aileden sonra,
okul öncesi eğitim kurumları çocuğu toplumsal yaşama
hazırlamada aileyi destekleyen kurumlar olarak sistem
içinde yerlerini almaktadır.
Bu doğrultuda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde
olduğu gibi Türkiye’de de okul öncesi eğitim kurumları,
olumsuz çevresel koşullarda yaşayan dezavantajlı
bölgelerdeki çocukların diğer çocuklara göre eksik
yöndeki eğitim ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Böylelikle
onların ilköğretime mümkün olduğunca eşit koşullarda
başlamalarını sağlamak konusunda önemli rol oynamaktadır
(2)
2. Kurumlarda Okul Öncesi Eğitim
Okul öncesi eğitim kurumlarının amaçlarını
gerçekleştirebilmesi ise, fiziksel ortam, eğitim
programları ve nitelikli personel gibi konularla sıkı
sıkıya ilişkili bulunmaktadır (3).
Fiziksel Ortam
Okul öncesi eğitim kurumları çocuklar için bir anlamda "oyun
yerleri" olarak düşünülmelidir. Çünkü bu çağda
çocukların en önemli gereksinimlerinin başında oyun
gelmektedir. Çocuklar oyun oynayarak gelişmekte,
öğrenmekte ve olgunlaşmaktadır. Bu nedenle çocukların
oyun içinde eğitimi bu kurumlarda planlı ve sistemli bir
şekilde gerçekleştirilmektedir. Okul öncesi eğitim
kurumları, çocuklar için oyun oynarken, aynı zamanda
toplumsal bir ortam hazırlamaktadır. Böylelikle çocuklar
oyun içinde girdikleri toplumsal ilişkilerle kurallara
uymayı, paylaşmayı, sorumluluk almayı ve işbirliği
yapmayı öğrenmektedir (4).
Toplumsallaşmanın en önemli aracı arkadaşlıktır. Bu,
çocuklar için evde sadece anne-baba veya kardeşler ile
kazanılamayacak bir özellik olarak değerlendirilmektedir.
Arkadaşlık kurmayı ve sürdürmeyi çocuklar en iyi, okul
öncesi kurum içerisinde öğrenebilir. Çünkü bu kurumlar
çocukların yaşıtlarıyla kaynaşmaları açısından doğal bir
çevre ortamı özelliği taşımaktadır (5)
Bunların en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için
çocukların rahatlıkla hareket edebilecekleri genişlikte,
kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğunca yardımsız
karşılayabilecekleri güvenlikte ve eğitim programlarının
istenildiği gibi uygulanabilmesine fırsat verecek
yeterlilikte bir mekana ihtiyaç duyulmaktadır. Okul
öncesi eğitim kurumlarının, bütün bunlar dikkate
alınarak planlanmış belirli fiziksel niteliklere sahip
olması gerekmektedir.
Eğitim Programı ve Öğretmen
Çocukların yaş, gelişim düzeyi, ilgi ve ihtiyaçları,
bireysel ayrıcalıkları ve çevresel faktörler dikkate
alınarak onların gelişimlerini destekleyen "çocuk
merkezli" eğitim programları hazırlanması ve uygulanması
okul öncesi kurumların eğitim kalitesini belirleyen en
önemli noktalardan birisidir (6).
Hazırlanan eğitim programı esnek, yeniliklere açık,
çocuklarda yaratıcı düşünceyi, problem çözme
becerilerini, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi
kurabilme yeteneklerini, karar verme becerilerini vb.
geliştiren hedefleri ve kazanılması beklenen hedef
davranışları içermelidir (7).
Belirlenen hedef ve hedef davranışlara, ancak çocukları
aktif kılan yani onlara "öğrenmeyi öğreten" bir eğitim
programı ile başarılı bir şekilde ulaşılabilir.
Bunun gerçekleştirilebilmesi için, en önemli öğenin
öğretmen olduğu düşünülmektedir.
Öğretmenin en önemli işlevi, çocukların gelişim
özelliklerini çok iyi bilmesi ve eğitim programlarını
hazırlarken onların bireysel farklılıklarını dikkate
almasıdır. Bu da öncelikle, çocuklara özgür bir eğitim
ortamı hazırlamasıyla mümkün olabilir. Öğretmen,
çocukların özgürlüğünü kısmadan, onların gelişimlerini
desteklemelidir. Öğretmen, alanı ile ilgili yeterli
bilgiye ve anlayışa sahip olmalı, özellikle de çok iyi
gözlemci olmalıdır. Öğretmen ancak bu şekilde çocukları
daha iyi tanıyarak, onların ruhsal sorunlarını ve
davranış problemlerini erken tespit etme olanağı
bulabilir. Böylelikle okul-aile ve gerektiğinde uzman
kişi işbirliği ile bu problemlere çözüm bulmak
kolaylaşmaktadır (8).
Öğretmen, çocuğun ailesinden sonra gün boyu birlikte
olduğu ve ihtiyaçlarını karşılarken gerektiğinde
başvurduğu diğer bir kişidir. Başarılı bir eğitim
gerçekleştirilebilmesi için, öğretmenle çocuk arasındaki
sevgiye dayalı bir güven ilişkisinin yanında çocuğun
aile çevresini de tanıması ve özelliklerini bilmesi
gerekmektedir. Bu nedenle okul-aile işbirliği okul
öncesi dönemde her eğitim döneminde olduğundan çok daha
önemli görülmektedir.
Öğretmenin aileyi tanıması, çocuğu tanımasını
kolaylaştırmaktadır. Aile üyeleri arasındaki ilişkiler,
ailenin çocuğa karşı tutumları, çocuğa uyguladıkları
disiplin anlayışı, çocuğun içinde yaşadığı fiziksel
çevre koşulları gibi özelliklerin öğretmen tarafından
bilinmesi, onun çocukta gözlediği çeşitli davranışları
anlamasına ve değerlendirmesine böylelikle çocukla
ilgili doğru bilgi edinmesine yardımcı olmaktadır.
Okul-aile işbirliği; öğretmenin aileyi ve çocuğu
tanıması kadar, ailenin de okulu, programı ve öğretmeni
tanımasına yardımcı olmaktadır. Böylece aile, çocuğun
eğitim ortamını, okulun ve öğretmenin koşullarını
öğrenme fırsatı bulabilmektedir (9).
Okul ve ailenin amacı, çocuklara daha iyi bir eğitim
ortamı hazırlamak olduğundan, okul ve aileler arasındaki
işbirliği hem öğretmenin amaçlarına ulaşmasını
kolaylaştıracak hem de anne-baba eğitimi yoluyla
çocuklardan beklenen davranış değişikliklerinin kalıcı
olmasını sağlayacaktır.
Okul öncesi eğitim programlarının hazırlanıp uygulanması
kadar, öğretmenin programı değerlendirmesi de diğer bir
önemli noktadır.
Değerlendirmede esas; öğretmenin uyguladığı eğitim
programındaki aksaklıkları görmesini sağlayarak,
bunların nedenlerini tespit etmesini ve yeni
çalışmalarını buna göre yönlendirmesini sağlamaktır.
Ancak bu şekilde çocuklara verilen eğitimin kalitesi
artırılabilmektedir.
Öğretmen çalışmalarını planlarken, çocukların bağımsız
fakat öz-denetimlerinin gelişmesine, deneyerek ve
araştırarak öğrenmelerine, tekrarlayarak beceri
geliştirmelerine olanak tanımalıdır (10).
Okul öncesi eğitim kurumlarında, eğitim programlarına
bağlı olarak seçilen uyarıcılar da önem taşımaktadır.
Ancak bu uyarıcılar en pahalı malzemeden, en ucuz
malzemeye kadar her ne olursa olsun eğitimi yararlı
kılan, bunları seçen, hazırlayan ve çocuklara sunan "öğretmendir".
Bu doğrultuda okul öncesi eğitimde nitelikli bir
öğretmenin özellikleri şu şekilde sıralanabilir:
* İyi bir öğretmen aynı zamanda yeni bilgi ve
deneyimlere açık bir öğrencidir.
* Öğretmenin amacı, çocuğu eğitirken yalnızca bilgi
aktarmak değil, onu öğrenmeye istekli hale getirerek,
gerekli bilgiye kendisinin ulaşmasını sağlamak olmalıdır.
* Çocuklarla iyi iletişim kurmalı, onları tanımaya ve
anlamaya çalışmalıdır.
* Eğitim programlarını çocukları aktif kılacak şekilde
düzenlemelidir.
* Çocukların olumlu benlik geliştirmelerini desteklemeli
ve özgüvenlerini geliştirmelidir.
* Öğretmen yaratıcı olmalı ve çocuklarda da yaratıcı
düşünceyi geliştirici etkinlikler planlamalıdır.
* Çocukları bağımsız, karar verme becerileri gelişmiş,
bununla birlikte öz-denetimlerini kazanmış bireyler
olmaları yönünde destekleyici yöntemler kullanmalıdır
(11).
3. Sonuç
Okul öncesi eğitim kurumları çocukların bedensel, psiko-motor,
sosyal, duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerine yardımcı
olan, onları ilkokula ve gelecekteki toplumsal yaşama
hazırlayan bunu da anne-babaların desteğiyle ve
gerektiğinde onları da eğiterek yapan, eğitim kurumları
olarak işlevlerini yerine getirmektedirler.
Burada önemli olan okul öncesi eğitim kurumlarının bu
işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için ihtiyaç
duydukları nitelikli personele ve eğitim programının
rahatlıkla uygulanabilmesine olanak tanıyan fiziksel
koşullara sahip olabilmesidir.
Kişiliğin temelinin atıldığı kritik bir dönem olarak
adlandırılan okul öncesi yıllarda verilen eğitimin, tüm
eğitim kademelerini, hatta tüm yaşamı etkilediği
düşünüldüğünde bu dönemde verilen eğitimin önemi bir kat
daha artmaktadır.
Çocuklar için en uygun eğitim yöntemi ile tekniklerin
seçilmesi ve kullanılması, onların gelişim
özelliklerinin iyi bilinmesi ile mümkün olacaktır. Bu
nedenle okul öncesi eğitim kurumlarında "çocuk merkezli"
okul öncesi eğitim programlarının onların eğitim
ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vereceği
düşünülmektedir.
Okul öncesi dönem olarak kabul edilen 0-6 yaş
çocuklarına olumlu ya da olumsuz anlamda verilenlerin,
onları yetişkinlik yıllarında da etkileyeceği dikkate
alındığında, bu dönemde verilen eğitimin gelecekteki
toplum sağlığı açısından da ne kadar etkili olduğu
gözden kaçırılmamalıdır.
Ülkemizde çocukların okul öncesi eğitim kurumlarına
devam etmeleri yasal düzenlemelerle zorunlu tutulmasa da
çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi açısından bunun,
mutlaka gerekli olduğu bilinmelidir. Bu açıdan tüm
çocukların okul öncesi eğitim kurumlarından
yararlanmaları konusunda daha duyarlı davranılması
önemli görülmektedir.
(*) Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fak. Çocuk Gel.
Okul Önc. Eğt. Anabilim Dalı Öğr. Gör.
(1) A. Yörükoğlu, Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayın-Dağıtım,
İstanbul, 1992, s.15-20.
(2) A. Oktay, "Türkiye’de Okul Öncesi Eğitimin Gelişimi",
2. Ulusal Çocuk Kültürü Kongresi (Yayına Hazırlayan:
Bekir Onur), Ankara, 1991. s. 289-298.
(3) A. Oktay, Yaşamın Sihirli Yılları: Okul Öncesi Dönem.
Epsilon Yayınları, İstanbul, 1999, s. 191-193.
(4) G.S. Morrison, Early Childhood Education Today,
Prentice Hall, New Jersey, 1998, s.21-39.
(5) A.J. Shickedanz, "Early Childhood Education And
School Reform: Consideration Of Some Philosopical
Barriers". Journal Of Education, 1994, 176 (1) s. 29-47.
(6) A. Oktay, a.g.e. 1999. s. 194-200.
(7)C.S.Rosser, Planning Activities For Child Care A
Curriculum Guide ForEarly Childhood Education,The
Goodheart-Willcox Company. Inc., Illionois, 1993,
s.35-42.
(8) J. Marzollo., I. Trivas, The New Kindergarten,
Harper And Row Publishers, New York, 1987, s. 55-62.
(9) L.H. Carlson, "Professional and Parent Views Of
Early Childhood Programs: A Cross-Cultural Study". Early
Childhood Development And Care, 1989, (509) s. 51-64.
(10) A. Oktay, a.g.e. 1999. s. 206-218
(11) B.A. Tuğrul. "Okul Öncesi Dönemde Etkin Öğretmen
Modeli". 9. Ya-Pa Okul Öncesi Eğitimi ve
Yaygınlaştırılması Semineri, Ya-Pa Yayınları, Ankara,
1993, s. 29
-----Milli Eğitim Dergisi Sayı 151 ‘ den alıntıdır-----




